Create a free blog, web site, photo album, guestbook, earn money, share things with your friends!
Login | Sign Up 
SOSYOLOG GÖKHAN ÜZÜM'ün sitesine hoş geldiniz!
DİZLERİM ÜZERİNDE YAŞAMAKTANSA AYAKLARIMIN ÜSTÜNDE ÖLÜRÜM.

ARAŞTIRMA ÇÖZÜMLEME TEZİ


ARAŞTIRMA ÇÖZÜMLEME ÖDEVİ

Grup üyeleri: Gökhan Üzüm 36, Zehra Tayanır 35, Gülşen Karadöl 30, Pınar Yılmaz 49, Çetin Zengin 23
Raportör: Gökhan Üzüm
Grup sözcüsü: Pınar Yılmaz
Fotokopi sorumlusu: Zehra Tayanır

Ayşen BALKAYA ve Esra CEYHAN.2007. “Lise Öğrencilerinin Kimlik Duygusu Kazanım Düzeylerinin Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi,” Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimleri Dergisi 7(1): 433-446.

1. Araştırma konusu: Lise öğrencilerinin kimlik duygusu kazanım düzeylerinin bazı değişkenler açısında incelenmesi
Konu genel değil, gereksiz sözcük kullanılmıştır.
Önerimiz: “Lise öğrencilerinin kimlik duygusu kazanım düzeyleri”

2. Araştırma sorusu: Lise öğrencilerinin kimlik duygusu kazanım düzeyleri kişisel –sosyal nitelikler açısından farklılık gösterir mi?
Araştırma sorusu konuya gönderme yapabildiğinden nettir.

3. Araştırma yeri: Eskişehir il merkezi
Analiz birimi: Nesne: öğrenciler Düzey: Bireysel

4. Değişkenler:
4.1. Bağımlı değişken: kimlik duygusu kazanım düzeyi
4.2.Bağımsız değişkenler:kişisel-sosyal nitelikler
• Genel başarı ortalamaları
• Fiziksel görünümden memnun olma durumu
• Ailenin arkadaşlarını onaylama durumu
• Cinsiyet
• Yaş
4.3.Kontrol değişkeni:Araştırmacı tartışma bölümünde iki değişken arasında ilişkinin yönünü etkileyen kavramlar öne sürmüş; fakat araştırmacı bunları kontrol değişkeni olarak kullanmamıştır.
Bu kavramlar:
• Toplumsal cinsiyet
• Gelecek kaygısı
• Sosyal beğenirlik faktörü
4.4.Kavramsal ve operasyonel tanımlar
4.4.1.Bağımlı değişkenin kategorileri
kimlik duygusu kazanım düzeyi yüksek/düşük
(200) (40)
- Likert ölçeği kullanılmış. Ölçek toplam 40 maddeden oluşuyor.
- Ölçek: “bana hiç uymuyor”, “bana pek uymuyor”, “bana biraz uyuyor”, “bana oldukça uyuyor”, “bana tamamen uyuyor.” Şeklinde 5’li likert tipi olup, 1-5 değerleri arasında puanlanmaktadır.
- Ölçekten alınabilecek en yüksek puan 200, en düşük puan 40’tır.
-Yüksek puanlar kimlik duygusu kazanmış olduğuna işaret ederken , düşük puanlar ise; kişisel , toplumsal ve cinsel alanda kendini yeterince iyi tanımlamama ya da bu alanda bağlanmaların olmamasına işaret etmektedir
Eleştiri: Burada değişken kategorisi net değildir. En yüksek puan 200 en düşük puan 40 olarak verilmiştir ama ara bir değer belirtilmemiştir. Biz hangi puan ve üzerine yüksek ya da hangi puan ve altına düşük diyeceğiz yani, kategorilendirme birbirini tüketici ve dışlayıcı olmamıştır.

4.4.2.Bağımsız değişkenin kategorileri
Kavram değişken değişken kategorisi
• Cinsiyet cinsiyet türü kız/erkek (bireysel kimliklere göre)
• Yaş yaş düzeyi 15/16/17/18 (lise öğrenci yaşı)

• Genel başarı ort. g. b. ort. düzeyi 0,00-1,49
1,50-2,49
2,50-3,49
3,50-4,49
4,50-5,00

• Fiziksel görünümünden memnun olma durumu memnun / memnun değil

• Ailenin arkadaşlarını onaylama durumu hepsini onaylıyor
bir kaçını onaylamıyor
çoğunu onaylamıyor
hiçbirini onaylamıyor
Genel başarı ortalama düzeyi kategorileri birbirini dışlayıcı ve tüketici olmuş fakat yüksek,düşük sınıflandırılması yapılmamıştır.

5. Beklenti
• Öğrencilerin kimlik duygusu puan ortalamaları, cinsiyete göre farklılaşmamaktadır (s.438).
• Lise öğrencilerin kimlik duygusu kazanım düzeylerinin öğrencilerin yaşlarına göre değişmediği söylenebilir (s.439) .
• Öğrencinin genel başarı ortalaması yükseldikçe kimlik duygusu kazanım düzeyinin de yükseldiği görülmektedir (s.443).
• Fiziksel görünüşünden memnun olan öğrencilerin memnun olmayanlara göre kimlik duygusu kazanımlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur (s.443).
• Ailenin ergenin tercihlerine, arkadaş seçimindeki kararına güveniyor olması ergenin kendine güvenini geliştirerek kimlik gelişimini olumlu etkilediği söylenebilir (s.443).

Beklentiler net değildir ve sonuç niteliğindedir. Beklentilerin yöntem bölümünde verilmesi gerekirken tartışma bölümünde sonuç niteliğinde belirtilmiştir.

6.Amaç: Araştırmanın amacı, betimlemedir. Araştırmacının gerekçesi: Eskişehir il merkezindeki resmi liselerde öğrenim gören öğrencilerin 1454’ü üzerinde yapılan araştırma, 27900 öğrenci üzerine genellenmiştir.
“ Ergenlerin kimlik kazanım sürecinde bedensel, bilişsel ve psikososyal gelişim alanlarında yaşadıkları bir çok değişim etkili olmaktadır.” Açıklaması yapılmıştır, fakat beş bağımsız değişken kullanılmıştır. Bu da alternatif bütün hipotez sorgulanmadığını gösterir.
Araştırmacı bağımlı değişken ile bağımsız değişken arasındaki ilişkiyi etkileyebilecek bir kontrol değişkeni belirtmesine rağmen kullanmamıştır. Kontrol değişkeninin kullanılmaması betimleme yapıldığının göstergesidir (s.442 III.paragraf).

7. Evren, örneklem ve örneklem seçme tekniği
7.1 Evren: Eskişehir il merkezindeki devlet liselerinde 2004-2005 eğitim öğretim yılında kayıtlı olan öğrenciler
7.2 Örneklem: Eskişehir il merkezinde 11 devlet lisesindeki öğrenciler

7.3 örneklem seçme tekniği ve büyüklüğü : örneklem seçme tekniği olasılığa dayalı olarak seçilmiştir. Eskişehir il merkezindeki devlet liselerinden değişik okul türlerini temsil edecek şekilde 34 liseden 11’i rastlantısal olarak seçilmiştir. 34 devlet liselerinde devam eden 27900 öğrenci bulunmaktadır. Örneklem kapsamındaki 11 lisede ise 9431 öğrenci bulunmaktadır. Bu liselerin her sınıf düzeyinde şubeler rastlantısal olarak belirlemek bu sınıflarda bulunan 1497öğrencilerden veriler toplanmıştır. Anketleri uygun cevaplandırmayan 43 öğrencinin anketleri değerlendirme dışı bırakılmış. Dolayısı ile örneklem büyüklüğü 1454 öğrencidir.

8.Veri toplama tekniği
8.1 anket
8.1.1 kimlik duygusu ölçeği
8.1.2 kişisel bilgi formu
Araştırmanın analiz biriminin. nesnesi öğrenci, düzeyi bireysel olduğundan öğrenciler üzerinde yapılabilecek en iyi veri toplama tekniği, ankettir. Dolayısıyla veri toplama tekniği nettir.

9. Sunuş ve yorumlar, kavramsal çerçeve ve iddia ile örtüşmektedir. Tablo kullanımı yeterli çünkü her değişken için tablo kullanılmış; fakat tablolardaki bazı kavramlar anlaşılmamıştır. Örneğin: sayfa 439’daki tablo 3, sayfa 440’daki tablo 5 ve sayfa 441’deki tablo 8

10. İddiaları destekleyecek yeterli kaynak kullanılmıştır. 21 kitap ve 14 dergi kullanılmıştır. Kitap ve dergi dengesi arasında çok büyük bir uçurum yoktur.
Araştırmada; 1 tane 3 yıllık, 1tane 4 yıllık, 3 tane 5 yıllık, 2 tane 6 yıllık, 3 tane 7 yıllık, 2 tane 8 yıllık, 2 tane 9 yıllık, 2 tane 10 yıllık, 3 tane 11 yıllık, 1 tane 12 yıllık, 1 tane 13 yıllık, 2 tane 14 yıllık, 1 tane 16 yıllık, 1 tane 17 yıllık, 3 tane 18 yıllık, 1 tane 22 yıllık, 1 tane 24 yıllık, 1 tane 25 yıllık, 1 tane 39 yıllık kaynaklar kullanılmıştır.

Bu araştırma kullanılan kaynaklar bakımından çok kaliteli görülmemektedir. Çünkü kaynaklardan sadece 5 tanesi son 5 yıla aittir.

11. İmla ve gramer hatalarına rastlanmaktadır.
Örneğin:
• sayfa 437’de ilk paragrafta: %3,6’sınıbaşkalarının……imla hatası şu şekilde düzeltilir; %3,6’sını başkalarının...
• sayfa 437’nin 2. paragrafında:KDÖ-KF’nun….. imla hatası şu şekilde düzeltilir;KDÖ-KF’ nin…..
• sayfa 439’da 2. paragrafta: tablo 3’de………imla hatası şu şekilde düzeltilir;tablo 3’te…. Olarak. Aynı hata 3.paragrafta ve sayfa 440’ta tekrarlanmıştır.
• Sayfa 433’te “kimlik duygusu kazanımı” ifadesi sayfa 444’te “kimlik kazanım duygusu” olarak yazılmıştır. Bu da bir yazım hatasıdır.


Date: 05 March 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment



Comments (0)

Add a new comment:
Name:
E-Mail:
Your website (if you have):
Your Message:
Security Code:


Archive

2008 (7)
 October (1)
 April (1)
 March (3)
 February (2)
2007 (6)
 September (1)
 July (1)
 June (1)
 May (2)
 March (1)

My Photos

Inube Slide Show


Latest Comments

cnm benım ya tatlı sey: supersın demıyecem cunku hı...

Search


SOSYAL PSİKOLOJİ NEDİR?

En geniş anlamı ile sosyal psikoloji kişiler arasındaki etkileşimlerin bilimidir. Psikoloji ile sosyoloji arasında kalan bir alanda etkilidir. Psikolojik sosyal psikoloji olayları bireyden çevreye doğru incelerken sosyolojik sosyal psikoloji olayları çevreden bireye doğru inceler. Sosyal psikolojide belli başlı dört kuram vardır. a..Psikoanalitik kuram b..Davranışçı kuram ç..Rol kuramı d..Alan kuramı Sosyal psikolojinin kendi başına bir bilim olarak geçirdiği gelişimi yirminci yy'la kadar olan ve yirminci yy sonrası olarak iki kısımda ele alınır. İlk devre MÖ.520'lerde 'Sana yapılmasını istemediğini sende başkasına yapma' diyen Konfuçus'la baslar. Sonraları Eflatun, birey toplum ilişkilerini vurgularken Aristo, bireyin sosyal davranışa olan etkilerini incelemiştir. MS 1378 sıralarında İbni Haldun insanın yaratılış icabı toplumsal bir varlık olduğunu belirtmiştir. 16. ve 17. yy'larda insanın sosyal davranışına ekonomik uyarıcıların etkisi ön plana çıkarken 17. Ve 18.yy'larda İngiliz filozofları sosyal davranışın hangi güdülere dayandığını bulmaya çalışmışlardır. Sonraları sosyolojinin kurucusu sayılan A.Comte'un çalışmaları ve Durkheim'in araştırmaları gelir. 1900'lerden sonra bu bilim dalı hızlı bir gelişme sürecine girmiş ve ikinci dünya savaşıyla beraber etkinliğini iyice arttırmıştır. Bugün sosyal psikoloji artık bağımsız bir bilim dalı olmuştur. SOSYALPSİKOLOJİDE TEMEL KAVRAM VE SÜREÇLER Toplumların sosyal psikolojik temelleri üyelerinin statü ile rol davranışları ve bu davranışları öneren ve onaylayan normlar ile normların dayandığı değerlerden oluşur. Statü, bir toplumsal sistemde yer alan bireyin yeri hakkında toplumun diğer üyelerinin yaptığı olumlu veya olumsuz nitelikteki değerlendirmelerdir. Yine statü, bireyin çocuk, yetişkin, doktor, mühendis, Türk, müslüman…vs.. gibi kim olduğunu belirler. Bireyler içlerinde bulundukları toplumda birden fazla statüye sahiptirler. Bir kişi ailede baba, işyerinde yönetici, arkadaş grubunda yaşlı olabilir. Herhangi iki birey birbirinden oldukça farklı güdü ve karaktere sahip olsa bile onların gözlenebilir davranışları ayni statüde olmaları halinde benzer olacaktır. Mesela doktorların kişilikleri farklı olmasına rağmen gözlemlenen davranışları birbirine çok benzer. Statü, kişiler arası ilişki yapılarını düzenleyen davranış kalıpları, davranış kuralları konusunda bireye bilgi vererek onun sosyalleşmesini sağlar. Statüler ; 1..Toplum içindeki durumuna göre ..(göçmen, Arap, doktor, orta tabakadan, yahudi..vs) 2..Sahip olma biçimine göre ..(cinsiyet, yaş, irk, soy) 3..Bir örgüt içindeki biçimine göre ..(şef, müdür, işçi) 4..Bir çalışma grubundaki konumuna göre ..(lider, birincil grup..vs..) olarak farklı şekilde gruplanabilirler. Rol, bireyin diğer bireylerle ilgili davranışlarında beklenen hareket kalıplarını ifade eder. Statü, bireyin kim olduğunu belirlerken rol, ne yapması gerektiğini belirler. Kişi mesleğiyle ilgili rolde işçi; aile içinde baba; sosyal rolde kurul başkanı ..vs.. olabilir. Belirli bir rolü etkileyen çevre rollerin tümü bir rol takımını oluşturur. Bir role ilişkin beklentiler kesinlikle değişik ya da karşıtsa muhtemelen bir rol çatışması yaşanır. Eve iş götürmesi istenen bir çalışanın karisinin şiddetli tepkisi karşısında ne yapacağını bilemeyişi rol çatışmasına örnek olabilir. GRUPLAR VE DAVRANIŞI Etimolojik olarak hangi kökten geldiği kesin olarak bilinmemekle beraber 'grup' kelimesinin bir görüşe göre İtalyanca 'gruppa' kelimesinden geldiği sanılmaktadır. Belirli bir süre içinde, belirli hedeflere ulaşmak için rolleri devrederek sosyal ilişkileri devam ettiren kişilerin meydana getirdiği topluluğa grup denir. Bir topluluğun grup olarak nitelenebilmesi için şu beş özelliğe sahip olması gerekir: 1..ortak davranış güdüsü 2..kişiler arası ilişkileri düzenleyen ortak normlar 3..grup içindeki üyelerin durumlarını bildiren rol ayrımının varlığı 4..'biz' duygusu 5..bu şartların belirli bir süre için varlığı Kişiler grup içinde başka grup dışında başka davranmaktadırlar. İnsanlar genelde yanlış bile olsa gruba uyma eğilimi gösterirler. İnsanlar daima bir grubun üyesi, parçası olmak isterler. Böylece bir takım ihtiyaçları herhangi bir şekilden grup üyesi olarak daha iyi karşılanır. Kişi grubun üyesi haline geldikçe davranışları değişir, grubun dili ile konuşmaya başlar, bir takım normları kabul eder…vs. Grup kararlarına katılma sosyal bir ihtiyaçtır. Hiyerarşik bir grupta ast kendini kararlara ne kadar çok katilmiş hissederse kendini o kadar gruptan hissedecektir. katılma ile kararların kalitesi de iyileşecektir. Grup kararları bireysel kararlara nispeten daha kaliteli ve isabetlidir. Her hangi bir sorunun çözümünde grubun bu işi bireyden daha iyi yapabileceği iddiası iki bakımdan doğrudur: Sorunu arama çalışmasına daha çok kişi katılır. Üyeler arası sürekli ilişki neticesi yanlışlar sürekli düzeltilir. Bir sorun çözümünde, araştırmalar grubunun riske girme eğiliminin bireye göre daha fazla olduğunu göstermiştir. Acil kararlar genellikle gruplar tarafından değil bireyler tarafından verilir. Fakat bireysel çabuk karar yanlış karardaki rizikoyu da içerir. Bu yüzden geciken fakat doğru olan grup kararı tercih edilmelidir. LİDERLİK VE DAVRANIŞI Sosyal psikolojide, asker grubunun, şirketlerin, resmi dairelerin yönetilmesinden, partilerin ve dini grupların yönetilmesine kadar uzanan "Liderlik" olayı kadar kapsamlı incelenmiş çok az konu vardır. Liderlikten yoksun bir örgüt insan ve makina topluluğundan başka bir şey değildir. Liderlik belirli amaçları şevk ve heyecanla gerçekleştirebilmek için başkalarını ikna edebilme yeteneğidir. Etkin liderliğin örgüt amaçlarının gerçekleştirilmesinde tüm çalışanların gayretlerine yön vermesi gerekir. Lider durumunda bulunan kimse kişileri motive etmedikçe ve onları amaç doğrultusunda yönetmedikçe plânlama, organize etme ve karar verme gibi yönetim fonksiyonları bir yarar sağlamaz. Lider ve yönetici kelimelerinin kesinlikle birbirinin yerine kullanılabileceği söylenemez. Çünkü liderlik, yöneticiliğin bir yan sınıfıdır. Liderliğin etkileme olanağının dayandığı etmenler beş grupta toplanır. 1. Meşru güç, 2. Ödüller üzerinde denetim, 3. Zorlama gücü, 4. Uzmanlık, 5. Bireysel özellikler. Çok sayıda bireysel özellik incelenmiş olmasına rağmen kişilik ile liderlik arasında kesin bir ilişki kurmak mümkün olmamıştır. Zekâ, girişim, yönetim kabiliyeti, kendine güven, meslek düzeyi bir liderde bulunması arzu edilir nitelikler olsa da bulunmaları zorunlu değildir. Bu tür niteliklere sahip olmayan pek çok önder vardır. Genelde farklı olmayan eklemelere rağmen iki tip liderlik vardır: 1. İşe yönelik lider, 2. İş görene yönelik lider. En iyi lider davranış biçimini koşullara, gruba ve kişisel özelliklerine uydurabilen liderdir. HABERLEŞME VE İLETİŞİM Her ne kadar "communication" kelimesinin Türkçe de hem haberleşme hemde iletişim olarak karşılaştırıyorsak da ikisi farklı kavramlardır. Vericiden çıkıp alıcıya ulaşılan durumlarda haberleşme, alıcıdan geri besleme yapılıp tekrar vericiye dönülen durumlarda, yeni etkileşimci haberleşmede ise iletişim kelimesi kullanılmalıdır. İletişimde kaynağın güvenilir olması alıcıyı etkiler. Yüksek prestij sahibi ve güvenilir olarak tanınan haber ileticilerinin ötekilere oranla daha etkili olduklarına ilişkin kanıtlar vardır. İletilen mesajda en uzak fikirli olanlar değiştirilmeye en az yatkın olanlardır. Bir fikrin pekiştirilmesi değiştirilmesinden daha kolaydır. İnsanlar ön yargılarına uygun haberler almaya ve onlara dikkat etmeye eğilimlidirler. İlgilendikleri konulara açık olurlar. Bu, yaş, cinsiyet meslek yada genel kişilik dinamiği ile bağıntılı olabilir. Gazete ve dergiler öteki araçlara göre daha uzun süre kullanılmaktadır. Basılı araçların popülerliği hep açık olmuş ve etkisi genel olarak kabul edilmiştir. Televizyonun hızlı gelişimine karşı radyo ilk zamanlardaki etkinliğini kaybetmemiştir. Yine de reklâmcıların, televizyonun tüketici kararlarındaki etkisinin radyonunkinden üstün olduğuna inandıkları söylenebilir. İnsan kendisinin ve başkalarının davranışlarını kontrol hususunda kelimeleri alet olarak kullanır. Bir kelimenin neyi temsil etmesine mutabık kalındıysa onu temsil eder. Kelime ile obje arasında bir ilişkinin bulunması şart değildir. İletişim yalnız dille olmaz. Sözsüz iletişim de denilen bu tip iletişimde baş hareketleri, vücut hareketleri, yüz ifadesi, ses yönü, bakış istikâmeti… vs. ile olur. TUTUM Tutum bireyin kendine yada çevresindeki herhangi bir toplumsal konu yada olaya karşı deneyim ve bilgilerine dayanarak örgütlediği bilişsel, duygusal, davranışsal bir tepki ön eğilimidir. Tutumun üç öğesi vardır. 1. Bilişsel, 2. Duygusal, 3. Davranışsal. Buna göre beyin, bir konu hakkında bildikleri ondan hoşlanılmasını söylüyorsa (bilişsel öğe) ve bunu sözleri yada davranışlarıyla ortaya koyar (davranışsal öğe). Birey ancak kendi ruh dünyasında var olan konularla ilgili inanç ve tutumlara sahip olabilir, örneğin her Türk vatandaşının ithalat sınırlamaları yada taban fiyatı konusunda bir tutum yoktur. Tutumu konusuna karşı ya olumlu ya da olumsuz bir tepki eğilimi söz konusudur. ÇATIŞMA Çatışma terimi en genel anlamda, savaşlardan endüstriyel mücadelelere, rekabete ve en basitinden başkalarından hoşlanılmamasına kadar çeşitli durum ve olayları bünyesine almaktadır. En genel anlamda çatışmanın insan yapısında var olan ve kalıtsal olduğu öne sürülen saldırgan iç güdülerin bireylerce tek tek yada gruplar halinde ortaya konmanın bir sonucu olduğu söylenebilir. Özellikle tarafların çıkarlarının kendi açısından son derece önem taşıyıp diğer tarafı gözardı ettiği durumda taraflar arası etkileşmenin sonucunda çatışmanın ortaya çıkması için yeterli potansiyelin hazır olduğu söylenebilir. Çatışmaya sebep olan nedenler şöyle sıralanabilir: 1. İletişime ilişkin nedenler, 2. Sosyal ve biçimsel yapıya ilişkin nedenler, 3. Kişisel davranış eğitimlerine ilişkin nedenler. Çatışmaların iki olası sonucu olabilir: Olumlu yada olumsuz. Olumlu sonuçlar şöyle sıralanabilir: 1. Çatışma belirli bir durumda ayrık taraflar arasında yakınlaşmayla bitebilir. 2. Liderin eksikleri ortaya çıktığından yeni bir liderlik ortaya çıkabilir. 3. Eski amaçlar yerini daha iyi ve geniş amaçlara bırakabilir. Çatışmanın hatalı olarak özdeş biçimde kullanıldığı bir olgu saldırganlıktır. Oysa saldırganlık salt zarar verme eylemidir. Çatışma saldırganlık olmadan da sonuçlandırılabilir. SOSYAL DAVRANIŞTA ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ Çeşitli amaçlar için araştırma yapılabilir. Birinci olarak gerçeği inançtan ayırt etmek, inançları veya kendi geliştirdiğimiz kesinlik kazanmamış konuları isbat etmek ve aynı zamanda kanıtsız savunma tuzağına düşmemek için araştırma yapılır. ( Kanıtsız savunma tuzağı, bilimcinin önerilerini kendi kişisel düşüncelerine dayandırması veya bilimsel bir testten geçmemiş kuramları savunmasıdır.) İkinci olarak araştırma sonuçlarından yararlanmak için araştırma yapılır. 1. Araştırmanın aşamaları şöyle sıralanabilir: 2. Araştırma konusunun belirlenmesi. 3. Hipotez geliştirme. 4. Değişkenlerin tanımlanması. 5. Anakütle ve örnek. 6. Deney serimi. 7. Verilerin tanımlanması. 8. Veri analizi. Ölçmede karşılaşılan başlıca sorunlar ölçüm araçlarının güvenirliliği ve geçerliliğidir. Güvenirlilik bir ölçümün tekrar tekrar kullanıldığındaki tutarlılığıdır. Geçerlilik ise bir testin ölçmesi gereken şeyi ölçme yeteneğidir.